Sözleşmeli personelin, toplu sözleşme primi ödemesi üzerinden sigorta primi kesintisi yapılabilir mi?

Belediyelerde, il özel idarelerinde veya mahalli idare birliklerinde çalışan sözleşmeli personel ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre çalışan sözleşmeli personele; sendika ikramiyesi olarak da bilinen ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesi gereğince toplu sözleşme primi adı altında ödenmekte olan genel olarak da sözleşmeli personelin üyesi olduğu sendikaya aidat olarak aktarılan tutarın, sigorta primine esas aylık kazanç toplamına dahil edilerek bu ödeme üzerinden sigorta primi alınıp alınmayacağı hususunda genellikle yanlış uygulama yapıldığı görülmektedir. Bu yazıda, sözleşmeli personele toplu sözleşme primi adı altında yapılan ödeme üzerinden sigorta primi alınıp alınamayacağına açıklık getirilecektir.

5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
brüt toplamı esas alınır.

b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz….”

hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, 5510 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 80 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce çıkarılmış olan başka bazı kanunlarda, çalışanlara verilmekte olan bazı ödeme çeşitleri ile ilgili olarak sigorta primine esas kazanç dahil edilmeme şeklinde veya sigorta primi kesilmemesi şeklinde yapılmış olan düzenlemelerin geçerliliği kalmamıştır. Ancak, kanunların birbirinden üstünlüğünün bulunmaması ve sonradan çıkan kanunların veya özel hüküm içeren kanunların öncelikle uygulanması da genel hukuk ilkeleri arasındadır. Bu nedenle, 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra, bir başka kanunla herhangi ücret çeşidinin sigorta primine esas kazanca dahil edilmemesi veya herhangi bir ücret çeşidi üzerinden sigorta primi alınmaması yönünde düzenleme yapılmasının önünde herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır.

Nitekim, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 118 inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ek 4 üncü madde olarak yeni bir madde eklenmiş ve bu maddede;

“25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümleri uyarınca kamu görevlileri sendikalarına üye olup, aylık veya ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında aylık veya ücretleri ile birlikte kırkbeş Türk Lirası toplu sözleşme primi ödenir. Bu madde uyarınca yapılan ödeme, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzer ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.”

şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Dolayısıyla, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesi maddesinde, toplu sözleşme priminden kimlerin yararlanabileceği ile toplu sözleşme priminin tutarı, toplu sözleşme priminden hangi kesintilerin yapılabileceği özel olarak düzenlenmiş ve yapılacak kesintilere ilişkin olarak hem vergi mevzuatı hem de sosyal güvenlik mevzuatı açısından geçerli olan genel hükümlerden farklı şekilde işlem yapılması açıkça hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, yapılan bu düzenlemenin, 5510 sayılı Kanunundan sonra yürürlüğe girdiği, normlar hiyerarşisi yönünden 5510 sayılı Kanunun daha üst bir hukuk normu durumunda olmadığı ve sonradan yapılan kanun düzenlemelerinin önceki kanunlardan farklı veya önceki kanunlara aykırı hüküm içeremeyeceği yönünde geçerli bir hukuki dayanak da bulunmadığı dikkate alındığında; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesinde toplu sözleşme priminin sigorta primine esas kazanca dahil edilmemesi yönünde yeni bir kanuni düzenleme yapılmasını engelleyecek veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesindeki toplu sözleşme priminin sigorta primine esas kazanca dahil edilmemesi hükmünün yürürlüğünü ve kapsamını geçersiz kılmayı gerektirecek bir hukuki zorunluluğun olamayacağı ortaya çıkmaktadır.

Nitekim, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin ikinci fıkrasında;

“Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez. hiçbir yarar sağlanamaz. Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)”

hükmüne yer verildiği halde, 657 sayılı Kanundan sonra çıkan bir çok kanunda, 657 sayılı Kanundan hariç olarak Devlet memurlarına bazı ilave ödemeler verilebilmesi yönünde düzenlemeler yapılmıştır. 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesinin söz konusu hükmüne karşın, yukarıda belirtilen gerekçeler dikkate alınarak, ilave ödemelere ilişkin bu düzenlemeler aynı şekilde uygulanmaya devam olunmaktadır.

Keza, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra Maliye Bakanlığınca çıkarılan 02.03.2011 tarihli ve B.07.0.BMK.0.22.115912-2550 sayılı Genelgede; “sözleşmeli personele yapılacak aile yardımı ödeneği herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacaktır” ifadesi ile “Anılan prim, (toplu sözleşme primi) damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacak ve başka bir ödemenin hesabında da dikkate alınmayacaktır.” şeklinde açıklamalara yer verilmesi de yukarıda belirtilen hukuki gerekçelere dayanmaktadır.

Bu itibarla, sözleşmeli personele verilecek toplu sözleşme priminin tutarı ve bu tutar üzerinden yapılabilecek kesintiler, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesinde özel bir düzenleme yapılarak münhasıran hükme bağlanmış olduğundan, kapsama dahil sözleşmeli personele verilecek toplu sözleşme priminin o aya ait prime esas kazanca dahil edilmemesi, bir başka deyişle toplu sözleşme primi üzerinden sigorta primi kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.