Okul aile birlikleri tarafından veya kreş öğrencilerinin velileri tarafından ücretleri ödenmek suretiyle okullarda veya kreşlerde çalıştırılanların sigorta primleri ve kıdem tazminatı hakları

       Okul aile birliği gelirlerinden veya kreş öğrencilerinin velileri tarafından ücretleri ödenmek suretiyle okullarda veya kreşlerde; temizlik, özel güvenlik, antrenör, folklor öğreticiliği, drama öğretmenliği, resim öğretmenliği gibi işlerde çalıştırılan veya aynı amaçlarla hizmet alımı yoluyla temin edilen kişilerin, kıdem tazminatı hakları ile sigorta primlerinin Milli Eğitim Bakanlığı ya da kreşi işleten kamu kurumu tarafından tahsis edilen bütçe ödeneklerinden karşılanıp karşılanamayacağı uygulamada karşılaşılan sorunlardan birisidir. Bu yazıda konuya açıklık getirilmeye çalışılacaktır.

       Kamu kurumlarınca işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderlerinin, bütçe kanunlarına yıllardır konulan hükümler gereğince, münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden karşılanması zorunlu hale getirilmiş ve buralarda kurum bütçesinden veya döner sermaye bütçesinden ücret ödenmek üzere yeni personel alımı yasaklanmıştır.

       Ayrıca, 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Bu Kanun Hükmünde Kararname,

       a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler ve (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunlarla kurulan, fonlar ve kefalet sandıkları;

       b) (Mülga: 7/12/2004-5272/87 md.)

    c) Özel kanunla kurulan kuruluş ve teşekküller ve hizmetlerini genel bütçenin transfer tertiplerinden aldıkları ödeneklerle yürüten kamu kurum ve kuruluşları;

hakkında uygulanır.”

hükmüne yer verilmiştir.

       Aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci maddesinde ise;

       “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kuruluşların,

       a) Kanunla ve milletlerarası anlaşmalarla veya yıllık programlarla kurulması veya genişletilmesi öngörülen atelye, şantiye, fabrika ve çiftlik gibi işçi istihdamı zorunlu olan hizmet birimleri için ihtiyaç duyacakları sürekli işçi kadrolarını mevcut kadrolarından karşılarlar. Mevcut işçi kadrolarının bu birimlerin ihtiyaçlarının karşılanmasına kafi gelmemesi halinde, Devlet Personel Dairesinin görüşü üzerine Maliye ve Gümrük Bakanlığınca yeni birimlerin norm kadrolarını aşmamak üzere, bütçe imkanları göz önünde bulundurularak uygun görülebilecek kısmı kadar sürekli işçi kadrosu vize edilebilir.

       b) Vize edilmiş bulunan sürekli işçi kadroları Devlet Personel Dairesinin görüşü üzerine Maliye ve Gümrük Bakanlığınca başka unvanlı sürekli işçi kadroları ile değiştirilebilir. Birimlerarası veya kuruluşlararası aktarmalarda da aynı usule uyulur.

       c) Yukarıdaki fıkralar hükümleri uyarınca Maliye ve Gümrük Bakanlığınca vize edilen cetvellerin bir örneği, ilgisine göre Sayıştay Başkanlığına veya Yüksek Denetleme Kuruluna gönderilir.

       d) Vize edilmiş sürekli işçi kadrolarından boş olanların açıktan atama amacıyla kullanılması, Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığının iznine tabidir. Bu kadrolardan boş olanlarından Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca uygun görülenler Başbakan onayı ile iptal edilir.

       Bu vize işlemi yapılmaksızın sürekli işçi çalıştırılamaz ve ödeme yapılamaz.”

şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

       Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunun 2 nci maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkralarında;

       “Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;

        a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya,

       b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya,

hak kazanamazlar.

       Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere;

        a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması,

       b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması,

yönünde hükümler konulamaz.”

hükmüne yer verilmiştir.

       Bu itibarla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinden maaş veya ücret ödemesi yapılabilmesi, kişiler adına sosyal güvenlik kurumlarına prim yatırılabilmesi, emekli ikramiyesi ya da kıdem tazminatı veya iş sonu tazminatı ödenebilmesi için; 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye göre ihdas edilmiş bir memur veya sürekli işçi kadrosuna atanılmış olunması ya da yılları bütçe kanunları veya özel kanun hükümleri gereğince vizesi yapılmış sözleşmeli personel ya da geçici işçi pozisyonlarından biriyle ilişkilendirilmiş olunması gerekmekte olup, bu durumların bulunmadığı hallerde söz konusu kurumların bütçelerinden ücret, sigorta primi, kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi ve benzeri ödemelerin yapılmasına izin verilmemiştir.

       Buna göre, kamu kurumlarında görevli personelin çocuklarına hizmet vermek amacıyla açılan kreş ve gündüz bakımevlerinde öğrencilerin velileri tarafından ücretleri ödenen veya okul aile birliği gelirlerinden ücretleri ödenmekte olan; temizlik, özel güvenlik, antrenör, folklor öğreticiliği, drama öğretmenliği, resim öğretmenliği gibi işlerde çalıştırılan veya aynı amaçlarla hizmet alımı yoluyla temin edilen kişilerin, kıdem tazminatı hakları ile sigorta primlerinin Milli Eğitim Bakanlığı veya kreşi işleten kamu kurumu tarafından tahsis edilen bütçe ödeneklerinden karşılanmasına imkan bulunmamaktadır.

       Ancak, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Esas No:2007/27903, Karar No:2009/1259 sayılı Kararında;

       Davacı işçi yönünden ücret ve primler davalı Okul Aile Birliği tarafından yatırılmış olsa da, iş görme edimi her iki davalı işverene karşı yerine getirilmiştir. Davalılar arasında davacı işçinin çalıştırılması noktasında amaç ve menfaatte birlik söz konusudur. Davacının iş görme ediminin her bir işveren yönünden kısmi süreli iş ilişkisi biçimde ayrıştırılması da mümkün değildir. Davacı aynı anda aynı işverenlere karşı iş görme edimini yerine getirmiştir. Bu bakımdan taraflar arasında birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Buna göre davaya konu işçilik alacaklarından her iki davalının müşterek müteselsil sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, davalı Bakanlık yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

şeklinde hüküm kurulmuştur.

       Dolayısıyla, zaman içerisinde kreşteki çocukların bir kısmının ayrılması ve yeni çocukların gelmesi sebebiyle kıdem tazminatı sorumlularının bulunmasının zorlaşacağı, okul aile birliği gelirlerinde dönemsel sorunlar olabileceği ve Yargıtay’ın yukarıda belirtilen kararı gereğince de ilgili kamu idarelerinin müteselsil sorumluluğunun gündeme gelebileceğinden hareketle; okul ve kreş yöneticilerinin usulsüz istihdam sebebiyle ortaya çıkacak kamu zararından kaynaklanacak sorumlulukları sebebiyle bu şekilde çalıştırılacakların sayısının, toplam çalışma sürelerinin ve istihdam maliyetlerinin belirlenmesinde dikkatli olunması gerekmektedir.

9. Hukuk Dairesi 2007/27903 E., 2009/1259 K.

“İçtihat Metni”

Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı A……. İlköğretim Okulu Okul Aile Birliği Başkanlığı ile davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı Okul Aile Birliği Başkanlığının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının temyizine gelince;

Davacı işçi davalılardan Okul Aile Birliği Başkanlığı ile Mille Eğitim Bakanlığı hakkında açmış olduğu bu davada, ilköğretim okulu işyerinde sekreter olarak 2 yıl 6 ay 14 gün süreyle çalıştığını ileri sürmüş ve iş sözleşmesinin haksız olarak feshi sebebiyle kıdem, ihbar tazminatlarıyla izin ücretinin her iki davalıdan tahsili yönünde istekte bulunmuştur.

Mahkemece davalılardan Okul Aile Birliği yönünden kabulüne, Milli Eğitim Bakanlığı hakkındaki davanın ise husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. Davacı taraf kararı bu yönden temyiz etmiştir.

Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacı işçi, dava dışı Okul Öğrencilerini Koruma Derneği işçisi olarak 1.11.2003 tarihinde işe alınmış, derneğin tasfiyesi üzerine 12.9.2005 tarihinden itibaren Okul Aile Birliği Başkanlığı tarafından çalıştırılmaya devam olunmuştur. Davacı işçi Milli Eğitim Bakanlığına ait ilköğretim okulu işyerinde sekreter olarak görev yapmıştır. Davalı Bakanlığın aynı okula kadrolu memur ataması üzerine iş sözleşmesi Okul Aile Birliği Başkanlığınca feshedilmiştir.

Davacının görev ifa ettiği ilköğretim okulu, davalı Bakanlığa aittir. Okulun sekreterlik işlerinin davalı Bakanlık görevlileri tarafından yerine getirilmesi gerektiği açıktır. Bakanlık tarafından belirtilen iş ya da işler için yeterli eleman görevlendirilmediği için, davacı işçi, dava dışı Dernek ile davalı Birlik tarafından istihdam edilmiş, sekreterlik işlerini aralıksız olarak yerine getirmiştir.

İş Hukukunda işçinin bir işverene ait işyerinde çalıştığı halde başka bir işveren işçisi sayılabilmesi sınırlı hallerde mümkün olabilir. İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında usulüne uygun olarak alt işveren işçisi olarak çalıştırılması halinde asıl işverene ait işyerinde bağımsız şekilde örgütlenen alt işveren işçisi olarak çalışma söz konusu olabilir. Geçici (ödünç) iş ilişkisinde ise işçi belli bir süre iş görme edimini başka bir işverene ait işyerinde diğer işverene karşı yerine getirmektedir. Davalı Bakanlık tarafından diğer davalı Okul Aile Birliğine verilen bir iş olmadığı için davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Yine, uyuşmazlık konusu olayda geçici iş ilişkisinin unsurları da gerçekleşmemiştir.

Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçiminde işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu işverenler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini birden fazla işverene karşı yerine getirmektedir. Bu hizmetlerin, her bir işveren yönünden kısmi süreli iş ilişkisinin varlığına imkan verecek şekilde ayrıştırılması da mümkün değilse, “ birlikte istihdam” olarak adlandırılabilecek bir çalışma şeklinden söz edilebilecektir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ile birden fazla işveren arasında tek bir iş ilişkisi vardır. Ücretin işverenlerin biri ya da birkaçı tarafından ödenmesi veya sosyal sigortalar priminin başka bir işverence yatırılması mümkündür.

Davacı işçi yönünden ücret ve primler davalı Okul Aile Birliği tarafından yatırılmış olsa da, iş görme edimi her iki davalı işverene karşı yerine getirilmiştir. Davalılar arasında davacı işçinin çalıştırılması noktasında amaç ve menfaatte birlik söz konusudur. Davacının iş görme ediminin her bir işveren yönünden kısmi süreli iş ilişkisi biçimde ayrıştırılması da mümkün değildir. Davacı aynı anda aynı işverenlere karşı iş görme edimini yerine getirmiştir. Bu bakımdan taraflar arasında birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Buna göre davaya konu işçilik alacaklarından her iki davalının müşterek müteselsil sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, davalı Bakanlık yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.