DEVLET MEMURLARINA MEMURİYETLERİ SIRASINDA YÜKSEKÖĞRENİM GÖRMELERİ SEBEBİYLE İZİN VERİLMESİ

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 100 üncü maddesinde;

“Günlük çalışmanın başlama ve bitme saatleri ile öğle dinlenme süresi, bölgelerin ve hizmetin özelliklerine göre merkezde Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca, illerde valiler tarafından tesbit olunur.

Ancak engelliler için; engel durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme süreleri merkezde üst yönetici, taşrada mülki amirlerce farklı belirlenebilir.

Memurların yürüttükleri hizmetin özelliklerine göre, bu madde uyarınca tespit edilen çalışma saat ve süreleri ile görev yerlerine bağlı olmaksızın çalışabilmeleri mümkündür. Bu hususa ilişkin usûl ve esaslar, Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.”

şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Buna göre, memurların kendilerinden kaynaklanan sebeplerle farklı çalışma saatlerine tabi tutulabilmeleri hususunda sadece engelli Devlet memurları yönünden istisna getirilmiş ve engelli olan Devlet memurları hakkında; engel durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme sürelerinin farklı olarak belirlenebilmesi için merkezde üst yöneticilere, taşrada ise mülki amirlerce farklı belirleme yapma yetkisi verilmiştir.

Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 43 üncü maddesinde, doğum yapan memurların, doğum sonrası analık izninin veya 104 üncü maddenin (F) fıkrası uyarınca kullanılan iznin, eşi doğum yapan memurların ise babalık izninin bitiminden, ilgili mevzuatı uyarınca çocuğun mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden ay başına kadar olan dönemde, ayrıca süt izni verilmeksizin haftalık çalışma saatlerinin normal çalışma süresinin yarısı olarak düzenlenmesini talep edebilecekleri yönünde düzenleme yapılmıştır.

Yukarıdaki düzenlemeler incelendiğinde, Devlet memurluğu sırasında yükseköğrenim görenlere bu öğrenimleri sebebiyle mesai saatlerinin farklı veya daha kısa süreyle belirlenmesini talep etme hakkı tanınmadığı gibi; öğrenim saatleri dikkate alınarak farklı çalışma saatleri belirlenebilmesi hususunda yöneticilerine de bir yetki tanınmadığı ve Devlet memurluğu sırasında yükseköğrenim görenler için bu öğrenimleri sebebiyle farklı çalışma saati belirlenebilmesine veya çalışma saatlerinin azaltılmasına izin verilmediği sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, Devlet memurlarına, mesai günlerinde belirli bir saat itibarıyla veya mesai gününün tamamı için hangi hallerde ücretli izin verilebileceği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun muhtelif maddelerinde ayrı ayrı düzenlemeye tabi tutulmuştur. Söz konusu Kanunun;

a) 81 inci maddesinde, hazarda ve seferde muvazzaflık hizmeti dışında silah altına alınan Devlet memurlarının, silah altında bulundukları sürece izinli sayılmaları,

b) 102 nci maddesinde, yıllık izin süreleri,

c) 103 üncü maddesinde, yıllık izinlerin, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilmesi,

d) 104 üncü maddesinin (A) fıkrasında, analık izni verilmesi ve analık izninin süresi,

e) 104 üncü maddesinin (B) fıkrasında, memura, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni; kendisinin veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün süreyle mazaret izni verilmesi,

f) 104 üncü maddesinin (C) fıkrasında, aynı maddenin (A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün daha izin verilebilmesi; zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilmesi ikinci kez verilen on günlük mazaret izninin yıllık izinden düşülmesi,

g) 104 üncü maddesinin (D) fıkrasında, kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat süt izni verilmesi,

h) 104 üncü maddesinin (E) fıkrasında, memurlara; en az yüzde 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar mazeret izni verilmesi,

ı) 104 üncü maddesinin (F) fıkrasında, doğum sonrası analık izni süresi sonunda kadın memura, isteği hâlinde çocuğun hayatta olması kaydıyla analık izni bitiminde başlamak üzere ayrıca süt izni verilmeksizin birinci doğumda iki ay, ikinci doğumda dört ay, sonraki doğumlarda ise altı ay süreyle günlük çalışma süresinin yarısı kadar izin verilmesi; çoğul doğumlarda bu sürelere birer ay ilave edilmesi; çocuğun engelli doğması veya doğumdan sonraki on iki ay içinde çocuğun engellilik durumunun tespiti hâllerinde bu sürelerin on iki ay olarak uygulanması; üç yaşını doldurmamış bir çocuğu eşiyle birlikte veya münferit olarak evlat edinenlerin de sekiz haftalık analık iznin bitiminden itibaren bu haktan aynı esaslar çerçevesinde yararlanması,

i) 105 inci maddesinde, memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilmesi; ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilmesi ve gerektiğinde bu sürenin bir katına kadar uzatılması,

şeklinde ücretli izin düzenlemelerine yer verilmiştir.

Buna göre yukarıda belirtilen izin halleri ile bu izinlere hak kazanma koşulları ve izin süreleri dikkate alındığında, memuriyetlere sırasında örgün eğitim kapsamında yükseköğrenim görenlerin derslerine devam edebilmeleri için, varsa yıllık izin süreleri dahilinde izin kullanabilecekleri, yıllık izni kalmayanların ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (c) fıkrası çerçevesinde izin talebinde bulunabilecekleri anlaşılmaktadır.

Öte yandan, Devlet memurlarının memuriyetleri sırasında örgün eğitim kapsamında yükseköğrenim yapmalarını yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim, Danıştay’ın muhtelif kararlarında, Anayasanın 42 nci maddesinde kimsenin eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamayacağının kurala bağlandığı gerekçe gösterilerek, memurların eğitim görecekleri yerlere tayinlerinin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararların bir örneği aşağıdadır.

“DANIŞTAY 5. DAİRESİ

ESAS NO: 2002/5415

KARAR NO: 2005/5092

KARAR TARİHİ: 10/11/2005

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan davacı, Ege Üniversitesi Erişkin Hastanesi’ne naklen atanmasını sağlamak amacıyla muvafakat verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 28.9.2001 günlü, E:2000/1662, K:2001/951 sayılı kararıyla; davacının çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için hizmetine ihtiyaç duyulduğu ve kendisine muvafakat verildiği takdirde aynı konumda olan diğer personele olumsuz yönde örnek oluşturacağı dikkate alındığında, dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, 2000 yılında yapılan ÖSYM sınavında başarılı olarak Ege Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kazanıp kayıt yaptırdığını, Anayasal güvence altındaki eğitim ve öğretim hakkının göz önüne alınarak muvafakat verilmesi gerektiğini ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Anayasanın 42. maddesinde, kimsenin eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamayacağı kurala bağlanmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 74. maddesinde; “Memurların bu kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 nci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteğide şarttır.” hükmü yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden; hemşirelik önlisans mezunu olup, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta iken, Ege Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydını yaptıran davacının, Ege Üniversitesi Erişkin Hastanesine naklen atanmasının sağlanması amacıyla muvafakat verilmesi istemiyle 29.9.2000 tarihli dilekçeyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, davalı idarenin …. günlü, … sayılı işlemiyle “hizmetine ihtiyaç duyulduğundan muvafakat verilmesinin uygun olmadığı”nın bildirildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davalı idarece, davacının çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için hizmetine ihtiyaç duyulduğu ve kendisine muvafakat verildiği takdirde aynı konumda olan diğer personele olumsuz yönde örnek oluşturacağı belirtilerek ve 657 sayılı Yasanın 74. maddesinde tanınan takdir yetkisine dayanılarak işlemin kurulduğu öne sürülmekte olup; madde hükmünde de anlaşılacağı üzere, idarelere kamu görevlilerinin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen geçişleri konusunda takdir yetkisi tanınmış ise de, mutlak ve sınırsız olmayan bu yetkinin kullanılması kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından yargı denetimine tabi olduğu çekişmesizdir.

Bu durumda, Anayasanın sözü edilen hükmünün doğal sonucu olarak davacının eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılacağı açık olup, davacıya muvafakat verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuksal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 3. İdare Mahkemesi’nce verilen 28.9.2001 günlü, E:2000/1662, K:2001/951 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme’ye gönderilmesine, 10.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Diğer taraftan, 2010 yılında çıkarılan 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin 7 nci maddesinde;

“Kamu kurum ve kuruluşları, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmelik kapsamında yapacakları atama işlemlerinde, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak eş, öğrenim ve sağlık durumuna dayalı atama taleplerinin gerçekleştirilmesine azami özen göstereceklerdir.”

hükmüne yer verilerek, kamu kurumlarının, görev yerinin değiştirilmesine yönelik atama taleplerinin neticelendirilmesinde, memuriyetleri sırasında bir öğrenime devam edenler yönünden pozitif ayrımcılık yapılarak kendilerine öncelik verilmesi talimatlandırılmış ve böylelikle memuriyet sırasında örgün eğitim kapsamındaki bir eğitime devam olunabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı gibi örnek olarak gösterilebilecek bazı kurumların atama ve yer değiştirme yönetmeliklerinde, memurların öğrenim görecekleri yerlere naklinin yapılması yönünde düzenlemeler yapılmıştır.

Bu itibarla, görev yaptığı belediye yetkililerinin, örgün eğitim kapsamında bir yükseköğrenim programına kayıt yaptıranlara derslere devam edebileri için varsa yıllık izin süreleri dahilinde izin kullandırmamasının veya yıllık izni kalmayanlara 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (c) fıkrası çerçevesinde izin mazeret izni kullandırmamalarının hukuki bir dayanağı bulunmamakta olup, bu durumda olanların idari dava yoluna da başvurabilecekleri, üyesi oldukları Sendikanın da aynı amaçla dava açabileceği değerlendirilmektedir.

ÖNDER İNCE
İNCE DANIŞMANLIK EĞİTİM VE ORGANİZASYON
HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir