Emekliye Ayrılma Talebinde Bulunduğu Halde Emekliye Sevk Onayları Düzenlenmeyenlerin veya Bekletilenlerin Hakları ve İzleyecekleri Yöntemler

       Kendi isteğiyle emekliye ayrılmak üzere yazılı olarak başvuruda bulunduğu halde, emekliye sevk onayı düzenlenmesi talebi uygun görülmeyen ya da bu taleplerine hiçbir cevap verilmeyen Devlet memurları ile ileri bir tarihte emekliye sevk onayı düzenleneceği belirtilen Devlet memurları, kendi istekleri dışında memurluğa devam etmek zorunda kalmakta ve durumlar daha çok belediyelerde karşımıza çıkmaktadır. Bu yazımızda, böyle bir uygulamayla karşılaşan Devlet memurlarının nasıl yol izlemesi gerektiğine ışık tutulmaya çalışılacaktır.

       5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 28 inci maddesinin değişik sekizinci fıkrasında;

       “Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.”

şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

       Ancak, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin beşinci fıkrasında, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olarak çalışmakta iken 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların; emekli aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, Emekli Sandığı iştirakçilerinden 01.10.2008 tarihinden sonra emeklik talebinde bulunanların emeklilik işlemlerinde yine 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre işlem tesis edilmesi zorunlu bulunmaktadır.

       Buna göre, sosyal güvenlik açısından 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak işe başlayan ve aynı şekilde çalışmaya devam etmekte iken 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalı sayılmaya başlananlardan emekliye ayrılma talebinde bulunanlar için,  5434 sayılı Kanunun ek 26 ncı maddesindeki;

       “5434 sayılı Kanun ve ona ek kanunlara göre Sandıkla ilgilendirilenlerin emeklilik işlemleri;

       a) Re’sen emekliye sevk hallerinde, iştirakçinin göreve tayinindeki usule göre tayine yetkili makamın,

       b) İstek üzerine veya yaş haddi veya malullük (Adi ve vazife malullüğü) hallerinde, iştirakçinin mensup olduğu kurumun en yüksek amirinin,

       c) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, belediye başkanları, illerin daimi komisyon üyeleri ile, Sandıkla ilgileri kesilmiş olup da bir kanunla bir kuruma bağlı olmaksızın iştirakçilik hakkı devam edenlerin, istek, maluliyet ve yaş haddi hallerinde daha önce Sandıkla ilgilendikleri en son kurumun en yüksek amirinin, bunlardan bu görevlerinden önce iştirakçiliği olmayanların son defa görev yaptıkları yer başkanının,

       d) Kurumların, yönetim veya Müdürler Kurulu üyelerinin istek, maluliyet ve yaş haddi hallerinde, atanmalarında inhayı yapan kurumun en yüksek amirinin, (Müdürler Kurulundaki memur temsilcileri, bu göreve seçilmeden önceki görevi nazara alınarak yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre),

       e) Danıştay Başkanının istek, maluliyet ve yaş haddi hallerinde Başbakanlık, Sayıştay Başkanının aynı hallerde Millet Meclisi Başkanlığı,

       onayı ile tekemmül eder.”

hükmü uyarınca ilgili kamu kurumları tarafından emeklilik onayı alınması gerekmektedir.

       Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun 91 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

       “Bu kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar:

       a) 42 nci maddede yazılı olanlar için mezkur madde hükmü dairesinde yazı ile vakı isteme tarihini takip eden ay başından;

       b) Emeklilik hakkı tanınan bir vazifede iken bu kanunda yazılı çeşitli sebeplerle emekliye ayrılanların emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylıklarıyla ölenlerin dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hizmet aylıklarının kesildiği tarihi takip eden ay başından; (Emekliliklerini kendileri istemiş olanlar bu istemlerinin kabul edildiği salahiyetli makamlarca kendilerine yazı ile bildirilmezse isteklerini yaptıkları tarihten itibaren bir aydan evvel olmamak üzere vazifelerini terkedebilirler. Bunların emeklilik isteklerinin kabul edildiğinin salahiyetli makamlarca yazı ile bildirilmesi tarihinden itibaren en çok bir ay içinde vazifelerinden ayrılmaları mecburidir. Erlerin vazife malullüğü aylıklarının başlangıcı bu husustaki müracaatlarını takip eden ay başıdır.)

            ………..

       (Şu kadar ki, dul ve yetim aylıklarının tahsisinde 72 nci madde hükmü mahfuz tutulur.) Emekliye ayrılanların ay sonuna kadar olan hizmet aylığı geri alınmaz.”

hükmüne yer verilmiştir.

       Buna göre, emekliye ayrılabilmek için gerekli olan yaş ve fiili çalışma süresini tamamlayarak kendi isteği ile emekliye ayrılma talebinde bulunanlar hakkında;

  • Yazılı müracaatı izleyen bir aylık süre içerisinde ilgili kamu kurumlarının en yüksek amirinden emekli emekliye sevk onayı alınması,
  • Onay süresi içerisinde aylık ödeme tarihinin gelmesi durumunda, henüz onayı alınmamış veya onayı alınmakla birlikte tebligatı yapılmamış kişilere memuriyetlerinin sona ermemiş olduğu dikkate alınarak bu aylıklarının ödenmesi,
  • Emekliye ayrılma talebinin uygun görüldüğü bildirilenlerin kendisinin talebine göre en fazla bir ay daha memuriyete devam edebilmesi (bir başka deyişle emekliye ayrılma onay işleminin tarihi ile memuriyetten ayrılma tarihi arasındaki sürenin bir aydan daha fazla olmaması) ve bu şekilde memuriyetin devam ettiği süre içerisinde aylık ödeme döneminin gelmiş olması halinde bu aylığının da ödenmesi,
  • Yazılı müracaatı izleyen bir aylık süre içerisinde ilgili kamu kurumlarının yetkili amirinden emekliye sevk onayı alınarak başvuru sahibine tebligatın yapılmamış olması durumunda, başvuru sahibinin bu bir aylık sürenin dolmasından itibaren kendisinin belirleyeceği bir tarihe kadar memuriyete devam etmesi ve bu durumda da ilgili kamu kurumunca aylıklarının ödenmeye devam olunması,
  • Emekliye ayrılmaya ilişkin yazılı müracaatına rağmen bir aylık süre içerisinde emekliye sevk onayı alınarak tebligatı yapılmamış olanlardan, bir aylık onay süresinin bitiminden sonra kendiliğinden memuriyetten ayrılan ve aynı aylık dönemi içerisinde doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına emeklilik talebinde bulunanlar hakkında peşin ödenen aylıklarından geri tahsil işlemi yapılmaması,

yönünde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

       Bu itibarla, kendi isteğiyle emekliye ayrılmak üzere yazılı olarak başvuruda bulunduğu halde, emekliye sevk onayı düzenlenmesi talebi uygun görülmeyen ya da bu taleplerine hiçbir cevap verilmeyen Devlet memurları ile ileri bir tarihte emekliye sevk onayı düzenleneceği belirtilen Devlet memurlarının; yukarıda belirtilen haklardan yararlanmak ve yine yukarıda belirtilen usule uymak suretiyle kendiliklerinden emekliye ayrılabilmeleri mümkün bulunmakta olup, mutlaka emekliye sevk onayı alınmasını beklemeleri gerekmemektedir.

Comments

  1. Sayın Önder İnce,

    Eşim iki evli olup, ben nikâhsız eşiydim. Eşimin (resmi nikâhlı) birinci eşinden hiç çocuğu olmayıp, doğurduğum 6 çocuğu da nikâhlı eşin üzerine kaydetti. Öğretmen olan eşim 1983 yılında vefat etti, emekli aylığını da nikâhlı eşi almaktaydı.

    Bu arada devlet memuru olan büyük kızım 01.06.1997 yılında ve eşimin nikâhlı eşi de 10.11.1998 yılında vefat ettiler.

    Eşimin nikâhlı eşi vefat etmeden önce çocuklarımdan biri benim için analık davası açtı ve mahkemede dinlenen nikâhlı eş çocukların 6’sının da kendisine ait olmayıp bana ait olduklarını kendisinin doğurgan olamadığını mahkeme nezdinde beyan etti ve aynı zamanda köyümüzdeki diğer tanıklarda aynı ifadeyi verince mahkeme çocukların anasının benim olduğuna karar verdi. Karar tarihi 11.11.1997 olup, elimde mevcuttur.

    Mahkemenin bu kararı üzerine çocuklarımın bir kısmı nüfus kayıtlarını düzeltti bir kısmı ise üvey annelerinin üzülmemesi için düzeltme yapmadılar. Düzeltme yapan kız çocuklarımdan bir devlet memuru olduğundan bakmakla yükümlülükten dolayı emekli sandığından sağlık yönünden faydalanmaktayım. Ancak başka bir sosyal güvencem olmadığı gibi başka bir gelirimde yok, 73 yaşındayım.

    Yukarıda özetlediğim bilgilere göre;

    1-Öncelikle vefat eden eşimden dolayı emekli maaşı alabilir miyim?

    2- Veya yukarıda açıkladığım mahkeme kararından önce vefat eden ve Devlet memuru olan kızımdan (eşi ve 25 yaşını doldurmuş bekâr bir kızı var) dolayı maaşa bağlanabilir miyim?

    Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?

    Şimdiden teşekkürler.

    1. Vefat eden eşiniz ile resmi nikahınız olmadığında dolayı eşiniz sebebiyle dul aylığına hak kazanamazsınız. Vefat eden kızınız üzerinden yetim aylığı alabilmeniz için ise dava açarak bu durumu tespit ettirmeniz gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.