Görevden Alınanlar Yerine Atananların, Görevden Alma İşleminin Mahkemeye Konu Olması Halindeki Durumları

Davanın Konusunun ve Kararın Özeti: İdari ve Mali İşler Daire Başkanı olarak görev yapmakta olan memurun bu görevden alınarak başka birisinin aynı göreve atanması ve görevden alınan kişinin bu işlemin yürürlüğünün durdurarak görevden alma işleminin iptali için idari dava açması üzerine, mahkemenin görevden alma işleminin yürürlüğünün durdurulmasına karar vermesi sebebiyle sonradan aynı göreve atanan kişinin atama işleminin iptal edilerek görevden alınmış olan kimsenin aynı göreve yeniden atanması gerekmekle birlikte; davayı açan kişinin nihai olarak bu davayı kazanamaması ve yeniden görevden alınması halinde yürütmenin durdurulması kararının yerine getirilmesi için görevden alınmış olan kimsenin de tekrar İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı olarak atanmasında zorunluluk bulunmadığı yönünde Danıştay Beşinci Dairesi tarafından verilmiş olan 28/2/2000 tarihli ve Esas No: 1999/143, Karar No: 2000/675 sayılı Karar.

Word formatında görüntülemek için tıklayınız.

T.C.

DANIŞTAY

BEŞİNCİ DAİRE

Esas No : 1999/143

Karar No : 2000/675

Temyiz İsteminde Bulunan (Taraflar) :1- (Davacı): …………………..

2- (Davalı): Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Fatih Cad. No: 6 Keçiören/ANKARA

Vekili : Av. Ahmet Atilla, aynı yerde

İsteğin özeti : Ankara 6. İdare Mahkemesinin 12.11.1998 günlü. E:1998/60, K:1998/1018 sayılı kararının dilekçelerde yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Davalı idarece savunma verilmemiştir. Davacı ise, Mahkeme kararının işlemin iptaline ilişkin kısmının hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davalı idare temyiz isteminin reddi gerektiğini savunmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ………………….

Düşüncesi : Davacının, bu görevde daha önce bulunan Mustafa Sivri lehine Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 18.9.1995 günlü E:1996/926 sayılı yürütmenin durdurulması kararı üzerine söz konusu yargı kararının uygulamasını sağlamak amacıyla İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı görevinden alındığı dosyanın incelemesinden anlaşılmaktadır.

Görevden alınma işlemine karşı dava açmayan davacının, kendisi dışında gelişen hukuki durumlar neticesinde anılan göreve iadesi zorunluluğundan söz edilemeyeceğinden, henüz boş olmayan bir kadroya atanma isteğinin zımnen reddi işleminin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : ……………………..

Düşüncesi: Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz istemlerinin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETÎ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü.

Yargı kararının uygulaması amacıyla Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı görevinden alınan davacı, kendisinden önce bu görevde bulunan kişinin açmış olduğu davada verilen iptal kararının Danıştay Beşinci Dairesince bozulması üzerine söz konusu göreve kendisinin atanması için yaptığı 27.10.1997 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.

Ankara 6. İdare Mahkemesinin 12.11.1998 günlü, E:1998/60, K:1998/1018 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasanın 76. maddesi ile idareye memurların naklen atanmaları konusunda kamu yaran ve hizmet gerekleriyle sınırlı olarak takdir yetkisi tanındığı, davacının yargı kararının uygulanması amacıyla Daire Başkanlığı görevinden alınarak Şube Müdürlüğü kadrosuna atandığı, söz konusu yargı kararının Danıştay Beşinci Dairesince bozulması ve İdare Mahkemesinin bozmaya uyarak davayı reddetmesi sonucunda ilgili kişinin APK. Uzmanlığı görevine atanması ile Daire Başkanlığı kadrosunun tekrar boşaldığı ve davacının bu kadroya iade edilmesine yasal bir engelin bulunmadığı ve yürüttüğü görevde başarısız veya yetersiz olduğu ya da anılan hizmeti aksattığı veya yerine getiremediği gibi hizmete yönelik bir iddianın da ileri sürülmediği, bu yolda herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmamış olması karşısında, davacının eski görevine başlatılması yolundaki başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare, davacının idareye tanınan takdir yetkisine istinaden davacının eski görevine döndürülmediğini, bu kadronun adı geçenin müktesep hakkı olmadığını, davacıya görevi ile ilgili olarak verilmiş olan disiplin cezalarının mevcut olduğunu öne sürmekte; davacı ise mahkemece parasal hak talebi hakkında hüküm kurulmadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının anılan yönlerden bozulmasını istemektedirler.

Dosyanın incelenmesinden, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığında görev yapan ………………’nin 24.12.1995 tarihinde yapılan genel seçimlere katılmak için istifa ettiği ve bu suretle boşalan kadroya S.H.Ç.E.K. Keçiören Kreş Gündüz Bakımevi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının kurumlar arası nakil yoluyla atandığı, adı geçen kişinin seçim sonrası tekrar görevine dönmek için yaptığı başvuru üzerine 12.1.1996 günlü işlemle APK Uzmanlığına atandığı, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 17.6.1996 günlü, E:l996/82 sayılı yürütmenin durdurulması kararı üzerine davacının 25.7.1996 tarihinde APK Uzmanlığına atandığı ve ilgili kişinin de aynı günlü işlemle Daire Başkanlığı görevine iade edildiği, davacı tarafından bu işleme karşı dava açılmadığı, adı geçen kişinin 6.8.1996 tarihinde tekrar bu görevden alınarak APK Uzmanlığına, davacının da Daire Başkanlığına atandığı, bu işleme karşı açılan davada ise Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 18.9.1996 günlü, E:1996/926 sayılı yürütmenin durdurulması kararının uygulanması amacıyla 31.10.1996 tarihinde davacının İdari ve Mali İşler Şube Müdürü olarak atandığı ve bu suretle adı geçen kişinin tekrar görevine iade edildiği, bu işleme karşı da dava açılmadığı, söz konusu davanın esastan karara bağlanması sonucu işlemin iptali yolunda Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 17.1.1997 günlü, E:1996/926, K:1997/16 sayılı kararın Danıştay Beşinci Dairesinin 25.6.1997 günlü, E:1997/1305, K:1997/1481 sayılı kararıyla bozulması ürerine davacının 27.10.1997 tarihinde idareye İdari ve Mali İşler Daire Başkanlık görevine atanma talebiyle başvurduğu ve bu başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bahsedilen Ankara 5. İdare Mahkemesinin 17.6.1996 günlü, E:1996/82, K:1996/1369 sayılı kararının Danıştay 12. Dairesinin 31.10.1997 günlü, E:1997/233, K:1997/2531 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, diğer davada ise Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına uyularak Ankara 5. İdare Mahkemesince 20.4.1998 günlü, E:1998/312, K:İ998/306 sayılı kararla davanın reddi yolunda verilen karar üzerine adı geçen kişinin 10.7.1998 tarihinde Daire Başkanlığı görevinden alındığı ve işbu davada Ankara 8. İdare Mahkemesince verilen 23.7.1998 günlü, E:1998/60 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca davacının 9.9.1998 tarihinde anılan göreve atanmış ve 16.9.1998 tarihinde de hakkındaki disiplin cezaları gerekçe gösterilerek tekrar bu görevden alındığı da dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz ve İtiraz İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması” başlıklı 52/4. maddesi; “Kararın bozulmuş olması kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, Danıştay Beşinci Dairesinin yukarıda anılan bozma kararı nedeniyle Ankara 5. İdare Mahkemesinin 17.1.1997 günlü, E:1996/926, K:1997/16 sayılı kararının yürürlüğünün de kendiliğinden durduğu açıktır. Bununla beraber, davanın reddi yolunda verilen kararların temyiz incelemesi sonucu bozulmaları halinde söz konusu bozma kararları uyarınca davalı idarece işlem tesis edilmesi bir zorunluluk olmasına karşın; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararlarının bozulmaları halinde bozma kararları dava konusu işlemi yürütülebilir kılmakla beraber yürütülmesi zorunluluğunu doğurtmamaktadır. Bu nedenle, Danıştay Beşinci Dairesinin yukarıda anılan bozma kararı üzerine, henüz mahkemece yeni bir kararın verilmemiş olduğu bir tarihte davacının Daire Başkanlığı görevine atanması talebiyle yaptığı başvuru üzerine idarenin bu göreve davacıyı ataması zorunluluğundan söz edilemeyeceği gibi davacının anılan göreve atanması bakımından idarenin yargı kararı ile zorlanamayacağı da açıktır. Bu nedenlerle, davacının İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığına kendisinin atanması yolunda yaptığı 27.10.1997 günlü başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddi işleminin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, her ne kadar Mahkemece iptal hükmü kurulmuş olmasına karşın davacının parasal hak talebi yönünden hüküm kurulmamış olmasında da hukuki isabet bulunmamakla beraber, yukarıda açıklanan hususlar karşısında davanın sonucuna yapacağı etki bakımından bu durum, bozma nedeni olarak görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulüyle, Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 12.11.1998 günlü, E:1998/60, K:1998/1018 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 28.2.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.